İşlem başarılı
Yayınlandı 6 May 2026

Depremin Psikolojik Etkileri

Ali Demiral
3 dk okuma 32
Paylaş:

Depremin psikolojik etkilerini benden anca duygusal tarafıyla dinleyebilirsiniz ama deprem travmasının erken dönem psikolojik etkileri ve olası risk faktörleri gibi bilimsel tarafını ise klinik psikolog ve psikoterapist Emine Özdemir anlatır, biz de bilgi sahibi oluruz.

Emine hanımla Osmaniye merkezli Özel Sevgi Hastanesi'ne bağlı Erzin'deki Özel Sevgi Tıp Merkezi'nde bir araya geldik.

Depremin psikolojik etkileri nelerdir? Depremde insanlar psikolojik anlamda sorunlar yaşar mı? Deprem fobisi nasıl yenilir? Deprem anksiyetesi nedir?... sorularına cevap aradık.

Eğer bu röportajdaki sorunları yaşadığınızı düşünüyorsanız, yani içinizde böyle hisler varsa, klinik psikolog ve psikoterapist Emine Özdemir'e 0532 363 33 33 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.

Depremin psikolojik etkilerini konuşmaya başlamadan önce sizi tanıyalım lütfen.

Adım Emine Özdemir.

Klinik psikolog ve psikoterapistim.

24 yıldır çalışıyorum. Uzun bir meslek hayatım var.

Yaklaşık 6 yıldan beridir Sevgi Hastanesi'nde çalışıyorum.

Farklı terapi türlerinden eğitim aldım. Bilişsel davranışçı terapi, destekleyici psikodinamik terapi, EMDR terapisi gibi.

Hem bireylerle, hem çiftlerle, hem aileyle çalışıyorum. Klinik vak'alara ve ilişkisel problemlere bakıyorum.

Bu şekilde özetleyebilirim.

Depremin insan üzerindeki etkisi nelerdir? Meselâ siz depremden etkilenenler için psikolojik destek de veriyorsunuzdur. Bu meseleyle ilgili size şikâyetlerini nasıl dile getiriyorlar?

Ben aynı zamanda depremi yaşadım. Kendim de yani hem depremi yaşayan bir kişi olarak, hem de depremle çalışan uzman olarak depreme iki farklı yerden bakabilirim belki.

Biri; depremi yaşayan normal bir sıradan vatandaş olarak o depremde hissedilen şeyler, yapılanlar... tabi bu kişiden kişiye değişiyor depremin kişi üzerindeki etkisi. Kimi kişilerde donakalma tepkisi, kimi kişilerde yoğun bir panik hâli. Tabiî ki çok korkutucu felâket yani ve asrın felâketi olarak yorumlanan büyük bir travma deprem. Dolayısıyla depremin kişiler üzerindeki etkisi kişilerin hem başa çıkma mekanizmalarına göre, hem savunma mekanizmalarına göre değişkenlik gösteriyor.

Ben depremi yaşadıktan kısa bir süre sonra Ankara'ya gittim... evimiz hasar görmüştü çünkü... ailecek gittik. Ama kısa bir süre sonra hemen danışanlarıma ulaşmaya çalıştım ve onlarla -uzakta olduğum için- bilgisayardan Skype programı üzerinden görüşmelere başladım. Gönüllü bir şekilde bu hizmeti sundum bu arada; randevu oluşturup onlarla uzaktan görüştüğümde şunları gördüm: Enkaz altında kalan, günler sonra enkazdan çıkarılan, yakınlarını kaybeden birçok kişiyle çalışma fırsatım oldu. Bazı kişiler de hemen ilk depremden sonra uzaklaşabilmişler, müstakil bir yere geçebilmişler ya da farklı bir şehre taşınabilmişler... böyle bir imkâna sahip olmuşlar.

Meselâ depremde enkaz altında kalanlarla çalıştığımda duyduğum şey genel olarak şuydu:

"Zaman nasıl geçti bilmiyorum."

Yani o enkazın altında günler geçmiş ama: "uyudum, uyandım... uyudum, uyandım..."

Zaman kavramı çok belirsiz. Yani bizim düşündüğümüz üç günle dört günle, orada enkazın altında kalan kişi için o süre aynı değil.

Bunun dışında meselâ yakınlarını kaybetmiş; depremin ilk şokuyla bir üzüntü hissedemiyor. Kişi kendini sorguluyor: "Ben nasıl üzülemem?"

Oysaki bu bir savunma mekanizması; disosiye olmak kavramı var psikolojide.

Ne olmak?

Disosiye...

Disosiye!

Röportajın devamını buradan okuyabilirsiniz.

Yazar Hakkında

Ali Demiral @alidemiral

Blogger

Tartışmaya Katıl (0)

Tartışmaya katılmak için giriş yapmanız gerekiyor.

Giriş Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!